Tanrı’nın Esekleri

Yazar: Mehmet Saltık

HERMES YAYINLARI

“Pervane sem’ini uyandıramaz Basta sevda, kalpte nar olmayınca” Karacaoglan

O cok bilinen masaldaki korlerin fili tarif etmeleri gibi, yasamı ve evreni tarif edegelmisiz her devirde; ya bir yonuyle ya da digeriyle… Oysa parcaları birbirinden kopukmus gibi gorunen bu kozmik yapboz’un, aslında ilk anda algılandıgı gibi olmayabilecegi gercegi, tum inanıs sistemlerinde yer alır. Bunu gorebilmek icin, insanlık tarihi boyunca degisik semboller ve kavramlar icinde gizlenmis olan Alem ve Adem iliskisini iyi anlamak gerekir. Ancak boylesine derin bir konuda yapılan her calısmanın, bu derinlik karsısında basit ve yuzeysel kalacagı acıktır. Bu yuzden, bu calısmadaki amacım sadece dogumdan olume kadar devam eden, bilinmeyene olan bu yolculukta yon arayanlara, farklı bir bakıs acısı sunabilmekten ibarettir.

Bu kitapta, Mevlana’nın, “Ademden kasıt, alemdir; alemden kasıt, iste bu dem’dir” deyisinin rehberliginde, Alem ve Adem iliskisi iki kısımda incelenmistir. Bu iliskinin Alem kısmını en iyi ifade eden sure, kanımca Besmele’dir. Bu nedenle, Alem’in anlatılmasına Besmele ile baslanmıstır. Kainatın iki diregi olan Besmele, gunluk hayatımızda sıklıkla kullandıgımız bircok sey gibi, uzerinde dusunulmeden, hak ettigi degerin farkına varılmadan kullanılan bir dua parcası haline gelmistir. Tıpkı, Kur’an’ın anlamının birlestiren oldugunun unutuldugu gibi. Bu kitapta, kainatın iki diregi Besmele’nin rahman ve rahim kavramları, Molla Fenari ve diger pirlerin yorumlarıyla acıklanmaya calısılmıstır. Ardından, bu semboller ve kavramlar yolculugunda, Pir Sultan Abdal’ın, “Hazret-i Sah’ın Avazı / Turna derler bir kustadır. / Asası Nil deryasında, / Hırkası bir dervistedir.” dortlugunde dedigi gibi, Nil deryasına, firavunlar diyarına giderek, Tanrı’nın Iki Eli ile Ka ve Ru kavramlarının Eski Mısır’da kullanılısı ve rahman-rahim kavramları ile iliskisine kısaca deginilmistir. Hazret-i Sah’ın Hırkası bizi Anadolu’ya, Bektasi’lige getirmistir. Kılıc ve Besmele kavramları anlatılırken, Fikir Sahibi Kılıc-Zulfikar’a ve diger kılıc sembolizmlerine deginilmistir. Erenlerin ejderhaları oldurdugu tahta kılıc sembolizmine ise, ozellikle yer verilmemistir. Anlatılmayan bir diger sembol de, rahim kavramıyla ilintili, Balım Sultan dervislerinin kullandıgı, mucerretlik sembolu olan mengus’tur. Adem ve onun yeryuzunde gecirdigi metamorfoz, Balım Sultan’ın bize miras bıraktıgı dervis resminin bazı unsurlarına isaret edilerek anlatılmıstır (Resim 21). Metamorfozun baslangıc noktasını olusturan Balık sembolunun, Kur’an ve Incil’deki yeri, Eski Mısır’daki kullanılısı anlatılmıs, ardından kısaca astrolojide balık burcunun yeri ve onemine yer verilmistir. Ruhun metamorfozunun ikinci duragını, esek sembolize eder. Bu nedenle, Mevlana kendisini, “esekler surusunun kulagına, Tanrı kelamını iletmeye calısan Tanrı eri” olarak tanımlamıstır. Burada, bu sembolun tarih boyunca farklı bicimlerde kullanılısı, kısaca anlatılmaya calısılmıstır; anlamını pek de sorgulamadıgımız, esegine hep ters binen Nasrettin Hoca’nn bizi guldurmesi gibi. Ruhun olumsuz metamorfozunun son duragı, ejder’dir. Cunku esek, zaptedilmezse ejderlesir. Batı tarihi, ejderleri olduren sovalyeler; Anadolu tarihi de, tahta kılıclarla ejderleri hıyar gibi dograyan dervislerle doludur. Bu kitapta, ruhun yozlasmasının son asaması olan bu sembolizme yer verilmemesinin nedeni, zaten gunluk gazetelerin insanların canavarlasmasının sayısız ornekleriyle dolu olmasıdır. Ezoteri-batınilik’te asıl olan, alısık olmayan goze, ısıgın azar azar verilmesidir. Metin icerisindeki bazı acıklamalar, alısık olan gozler icin yapıldıgından; asina olmayanların bunu dogal karsılayacagını umuyor ve sizleri semboller yolculuguna ugurluyorum.
Mehmet Saltık Ankara 2008

Yayın Tarihi 2009-01-07
ISBN 9756130209
Baskı Sayısı 1. Baskı
Dil TURKCE
Sayfa Sayısı 96
Cilt Tipi Karton Kapak
Kagıt Cinsi Kitap Kagıdı
Boyut 13.5 x 19.5 cm

Tüm malzemeler bir sitede www.kitapyurdu.com alınan.
Rehberlik sadece ziyaretçiler için malzeme kullanın.