Gazali Muhafazakar ve Modern

Yazar: Yasar Aydınlı

EMIN YAYINLARI

Akla ve insanın hurriyeti fikrine karsı geleneksel Esari tepkiye katılmıs ve onu belli olculerde tekrarlamıs olmasına ragmen, hic suphesiz Gazali klasik bir muhafazakar degildir. Onun sisteminde, neredeyse tamamı teolojik amaclı olmasına ragmen, yeni olana karsı bir yonelis de bulunmaktadır. Bu yonelis, gerci, kasıtlı ve planlıdır ama gercekten ciddi ve ayakları yere basan bir yonelistir. Gazali’nin, teolog olarak yabancı ve zararlı gorulen fikir akımları ve toplumsal hareketlerle ilgilenis tarzı, buyuk olcude yenidir. Onun temel amacı, sonucta ehli sunnet inancını savunmaktır. Ama onun savunması bir fakihin ya da klasik bir kelamcının el yordamıyla yapılmıs savunması degil, felsefeyle yakın tanısıklıgı olan birinin savunmasıdır.

Bu kitap hakkında

Mutezile’de Hukuk Felsefesi

Yazar: Kadı Abdulcebbar

INSAN YAYINLARI

Islam dusuncesinin sahip oldugu zenginlik ve cesitlilik yapılan her yeni calısmayla gunden gune daha iyi anlasılmaktadır. Islam dusuncesi tarihin en goz alıca donemlerinden biri olan 11. Yuzyılda yasayan ve mutezilenin ‘kadılar kadısı’ olarak andıgı Kadı Abdulcebbar da islam ilim ve dusunce tarihinin en goz alıca donemlerinden biri olan 11. Yuzyılda yasayan ve mutezilenin kadılar kadısı olarak andıgı Kadı Abdulcebbar da Islam ilim ve dusunce tarihinin en ilgi cekici simalarından biri olagelmistir. Bu eser, fıkıh ve kelam yanında dil, mantık ve felsefede de dikkat cekici goruslerin sahibi olan kadı Abdulcebbar’ın el-Mugni adlı ansiklopedik eserinin es-Ser’iyyat baslıklı fıkıh usuluyle ilgili goruslerini topladıgı cildinin tercumesidir.

Bu kitap hakkında

Modern Batı Dusuncesinde Vahiy

Yazar: Prof. Dr. Recep Kılıc

OTUKEN NESRIYAT

Vahiy, dinin en merkezi kavramlarından biridir. Bir dinde iman, kutsal kitap ve teoloji anlayısı, buyuk olcude, vahiy anlayısına gore sekillenir. Dinler vahye sahip olup olmamaları acısından oldugu kadar, vahye yukledikleri anlam acısından da ayrılırlar.

Sahip olunan vahiy anlayısı, din anlayısını da sekillendirir. Nasıl bir vahiy anlayısına sahip oldugu bilinmeyen bir dusunurun, dinin temel kavramları hakkında soylediklerini tam olarak kavramak mumkun olmaz. Bundan dolayı Batı’da din veya Islam ile ilgili yazılanların dogru degerlendirilebilmesi icin, Batı dusuncesindeki vahiy anlayısının bilinmesine ihtiyac vardır. Modern Batı Dusuncesinde Vahiy, bu ihtiyacı hissedenlere yardımcı olabilir.

Bu kitap hakkında

Ahlaki Kavramlarda Anlam Arayısı

Yazar: Tuncer Namlı

FECR YAYINEVI

Konjonkturel sartlar ve toplumsal egilimlerin bir neticesi olarak Islamcıların dine ve dini kaynaklara yaklasımı genellikle siyasi, itikadi ve fıkhi oncelikli olmustur. Bilhassa itikadi ve ameli hukumlerden sonra zikredilmesinden anlasılacagı uzere ahlaki hukumlere ya hic sıra gelmemis ya da en son gelmistir. Bu nedenle cagdas Islam dusuncesinin ahlaki arka planı hep zayıf kalmaya mahkum edilmistir. Oysa ahlaki bir sistem kurulmadan siyasal ya da toplumsal bir sistem kurmak mumkun degildir. Ulkenin ve toplumun icinde bulundugu durum bunu ispatlamaktadır. Bilmemiz gerekir ki, ahlakdısılıgın yol actıgı bir kaosu onlemenin ve ıslah etmenin yolu, ahlaktan azade oneriler olamaz.

Bu kitap hakkında

Gaybi Yardımlar

Yazar: Sehid Murtaza Mutahhari

KITABEVI

Insanlık adaletin, akıl ve hikmetin, hayır ve saadetin, selamet, emniyet ve refah’ın, umumi ‘vahdet’le donanmıs bir ‘devlet’in beklentisi icindedir. Oyle ki, o devlet salihlerle beraber ve ayakta olacaktır. Ve orada barıs, gercek anlamıyla yururluge girmis ve gun Allah’ın Nuru’yla aydınlanmıs olacaktır.
"Yer, Rabbin’in nuruyla parladı." (Zumer: 69).

Bu kitap hakkında

Islam Dusuncesinin Tesekkul Devri

Yazar: W. Montgomery Watt

SARKAC YAYINLARI

Surası bir gercek ki Islam dunyası, asırlardır muptelası oldugu sorgusuz, sualsiz, gunu birlik ve “taklid”e dayalı bir hayata esir dusmus ve ustune sanki “olu topragı” sacılmıstır. Artık o, kendisinden korkulan, cekinilen, kaba ve hoyrat bir hayata yataklık eden ve hatta “teror” denen insanlık sucunu isleyenlerin vatanı olarak dusunulen bir “dunya” haline sokulmus ya da oyle gosterilmis ve oyle algılanmıstır.

O halde Islam dunyasını asırlardır pesine takıp surukleyen ve gelismis ulkelerin samar oglanına ceviren bu “sakim” zihniyete “dur!” diyebilecek ilk adım, Islam dusuncesinin dogus ve tesekkul doneminin cok iyi bilinmesi, degerlendirilmesi ve cok elzem olan “zihniyet degisikligi”nin mutlaka hayata gecirilmesi ile atılmalıdır.

Prof. Dr. W. Montgomery WATT’ın “The Formative Period of Islamic Thought” isimli eseri, Islam dusunce tarihinin ilk uc asırdaki olusum donemini cok basarılı bir sekilde ortaya koymakta ve bu anlamda onemli bir boslugu doldurmaktadır.

Prof. Dr. Ethem Ruhi FIGLALI, 1981’de cevirip yayınlayarak dilimize kazandırdıgı Prof. Dr. WATT’ın bu onemli eserini bu defa gozden gecirerek yeniden okuyucu ile bulusturuyor… ISLAM DUSUNCESININ TESEKKUL DEVRI’nin, Islam dunyasının “bilgi toplumu”na gecis sureci icin uygun bir fırsat yaratabilecegi; Islam dunyasının kendine adam akıllı bir ceki duzen vermesine (kısmen de olsa) bir vesile olabilecegi “umid” edilmektedir.

Bu kitap hakkında

Islam’ın Klasik Cagında ve Hıristiyan Batı’da Beseri Bilimler

Yazar: George Makdisi

KLASIK

Calısmalarında, Ortacag Avrupası’nın iki ana dusunce hareketi olan skolastisizm ve humanizmin temellerini Islam’ın klasik cagında arayan ve iki medeni¬yet arasındaki kulturel alısverisin izlerini suren George Makdisi, “Ortacag’da Yuksek Ogretim”de medreseuniversite baglantısını incelerken, daha sonra yazdıgı “Beseri Bilimler”de ise Islam’daki edeb ile Ronesans donemi humanizmi arasındaki irtibatı ele alıyor.
Her iki hareket de Islam aleminin dogusunda baslamıs, Irak’tan batıya dogru Suriye, Mısır, Kuzey Afrika’nın geri kalan bolgeleri, Ispanya ve Sicilya’ya ve oradan da Hıristiyan Batı’nın diger kısımlarına yayılmıstır. Bu iki hareket Hıristiyan Batı’ya asagı yukarı aynı zamanlarda, 11. yuzyılın ikinci yarısında ulasmıstır. Makdisi’ye gore, mevcut deliller agırlıklı olarak, her iki hareketin yani skolastisizm ve humanizmin Hıristiyan Latin Batı tarafından Islam’ın klasik cagından alındıgı yonundedir.
Sozkonusu iki hareketin koklerini acıklamada, farklı bir cepheden bakan Makdisi’nin nazariyesi, Avrupa merkezci modernist bakıs acısına veya “Akdeniz ruhu” yaklasımına nisbetle hakikate daha yakın duruyor.
Bu eser, her iki medeniyetin tarihi kulturel koklerine ve aralarındaki kulturel iliskiye ilgi duyan herkes icin onem tasıyan tespitler ve yorumlar iceriyor.

Bu kitap hakkında

Islam ve Laisizm

Yazar: S. M. Nakib el-Attas

PINAR YAYINLARI

Hıristiyanlıgın Batılı versiyonu yani surekli reformasyona (daha dogrusu deformasyona) ugrayarak bugune ulasan Batı felsefesi etkisindeki Batı Hıristiyanlıgı anlasılmadan ‘Laisizm’i tanımak mumkun degildir. Islam’da ‘Dini’ kavramının, semantikten baslayarak sosyal, siyasi, medeni alanlara kadar ihata ettigi genis anlam sahası bilinmeden, Islam’ın hedefledigi insan ve toplum tipi tanınmadan da bu iki kavramı ‘Islam’ ve ‘Laisizm’i birarada tartısmak imkansızdır. Elinizdeki eser; ciddi bir cabanın mahsulu olması hıristiyan Batı kaynakları ve temel Islami kaynaklardan yola cıkması ve belki de bu alanda yayınlanan ilk eser olması bakımından buyuk bir kıymet ifade etmektedir.

Bu kitap hakkında

Muhassal Yeni Kelam İlmine GiriЕ

Yazar: İsmail Hakkı İzmirli

ÖTÜKEN NEŞRİYAT

İsmail Hakkı İzmirli, ortaçağ kelamının artık eskidiğini bunun yerine yeni bir kelam ilminin kurulması gerektiğini söyler. Elinizdeki bu eser İsmail Hakkı İzmirli’nin “Muhassali’l-Kelam ve’l-Hikme” adlı eseridir. Bu eser yeni kelam ilmini anlatan, yeni kelam ilmine giriş olan bir eserdir. İsmail Hakkı İzmirli’nin kurmaya çalıştığı yeni kelam ilmiyle ilgili en temel görüşleri ve tezleri bu eserinde bulunmaktadır. İsmail Hakkı İzmirli’nin yeni kelam ilminin programını anlattığı tek eseri budur.İsmail Hakkı İzmirli, bu eserinde kelam ilmini ve kelami yolları yüksek bir vukufla anlatmıştır. Kelamın nasıl ortaya çıktığını, tanımını, konusunu, çağlarını vs. yeni bir yaklaşımla ortaya koymuştur. Kelamın ne olduğu ve ne olması gerektiğini net ifadelerle göstermiştir. Arkasından Selefiye, Ehl-i Sünnet, Mârika ve Şîayı oldukça özet ve mükemmel şekilde anlatmıştır. Özellikle Şîanın geçirmiş olduğu tarihsel süreci, Şîa kollarının nasıl ortaya çıktığını, birbirlerinden nasıl dallanıp budaklandıklarını en mükemmel ve anlaşılır haliyle İzmirli’nin bu eserde anlattığını görürüz. İzmirli oldukça küçük bir hacme kelam biliminin geçmişini ve geleceğini büyük bir hacimle sığdırmıştır.Eser mezhepler tarihi değilse de İslami fırkaların kelami görüşlerini anlattığı için mezhepler tarihi için de değerli bir kitaptır. Bu bakımdan bu eser hem kelam hem mezhepler tarihi hem de İslam düşüncesinin temel kaynaklarından biridir.

Bu kitap hakkında