Dante ve Ortacag’da Dini Sembolizm

Yazar: Rene Guenon

INSAN YAYINLARI

Sembollerin temsil ettikleri kulturel kodların ifadelendirilmesi ve bunun zaman-mekan-insan ucgeninde cozumlendirilmesiyle ilgili, Guenon’un dikkat ceken eserlerinden biri olarak one cıkan bu calısma, sizi sembolik anlamlar uzerinde bir zaman yolculuguna cıkarıyor; Mirac’tan Ortacag’a, Ortacag’dan gunumuze gelen bir zihni yolculuk olacak bu. Bu kitapta dikkat ceken iki onemli konu var: Dini sembolizmin Ortacag’daki yaygınlıgı ile Dante’nin eserlerinde gorulen Islam ve Hıristiyanlıgın ortak etkilesimi… Dante’nin onemli uclemesinde Ibn Arabi’den alınan ilham ve tasvirlerndeki Mirac yolculugundan tasınan izler dikkat cekici. Bunun yanı sıra Ortacag’daki kilise odaklı yapılanma, Tapınak Sovalyeleri ve onların gunumuze kadar uzayan seruvenlerinden onemli kesitler ve son bolumde ise Haclı Seferleri’nin duzenlenmesi ve -birsekilde- bugunku Avrupa Birligi’nin temellerini olusturmaya varan etkisiyle Aziz Bernard’ın ilginc yasam oykusu anlatılırken, O’nun Dante uzerindeki etkileri de ortaya konuluyor.

Bu kitap hakkında

Ibn Rusd’un Egitim Felsefesi

Yazar: Numan Yusuf Aruc

RAGBET YAYINLARI

Ibn Rusd’un Egitim Felsefesi adlı arastırmanın temel konusu unlu dusunur ve filozof olan Ibn Rusd’un dusuncesinden hareketle egitim felsefesini ortaya koymaktır.Genel felsefesinden egitim felsefesinin temel esaslarını olusturmaktır.

Bundan hareketle de egitimin prensip, degerler, metodlar, plan ve programda yer alacak bilim dalları, okula baslama yası, egitimin gucu, ferdi farklılıklar ve egitimde fırsat esitligi gibi konuları inceleyerek bu hususlardaki sorulara cevap vermektir.

Butun bunların yanında Ibn Rusd’un Egitim Felsefesini butun diger felsefelerden ayıran temel ozelliklerini ortaya koyan dogru dusunme ozelligini aydınlatma ve dogru dusunceye goturen dinamiklerin ne oldugunu belirlemeyi icermektedir.

Bu kitap hakkında

Kelime-i Tevhid’e Nasıl Inanmalıyız

Yazar: Asım Uysal

UYSAL YAYINLARI -ISTANBUL-

Nice Sorulara sahabilerin hayatlarından yasanmıs nefis orneklerle verilen cevapları, bizzat yasayarak akıcı ve edebi bir usluplha bir solukta okuyabileceginiz, guvenle cevrenize tavsiye ve hediye edebileceginiz bir eserdir.

Bu kitap hakkında

Ebu Bekir Razi’nin Ahlak Felsefesi

Yazar: Hüseyin Karaman

İZ YAYINCILIK

Ebu Bekir Razi, islam düşünce tarihi boyunca hakkınd apek çok spekülasyonların yapıldığı önemli düşünürlerden biridir. Tabiat Felsefesi akımını islam dünyasındaki kurucusu olan Razi, tıp, kimya, ilahiyat, felsefe ve ahlak gibi birçok sahayla ilgilenmiştir. Onun tıpkı efsaneleşmiş şöhreti yanında, metafizik ve din felsefesi sahalarındaki görüşleri de ön plana çıkmış ve tartışılmıştır.

İslam felsefe tarihinde et-Tıbbu’r-rühani adıyla ilk kapsamlı ahlak eserini yazan filozof, akla dayanan ve mutluluğu gaye edinen felsefi bir ahlak anlayışına sahiptir. Onun ahlak felsefesinde akıl, heva haz, elem, irade, ahlak-tıp ilişkisi ve fazilet ve rezilet gibi problemler önemli bir yer tutmaktadır.

Bu kitap hakkında

Hayat Felsefesi / Ilim ve Felsefede Hayat Kavramı

Yazar: Yrd. Doc. Faruk Yılmaz

BERIKAN YAYINEVI

Hayat olgusu, bizzat icinde yasadıgımız evrenin kategorisi icinde bulundugumuz bir fenomenidir. Dusunen insanın, hayat ve kainat icinde nerede ve bu olguların neresinde oldugunu bilmeden, idrak etmeden, kendisine yon cizmesi muhaldir. Bu bakımdan biz, bu calısmamızda hayat olgusunu ve insanın hayat icindeki yerini tespiti amacladık.

Bu kitap hakkında

Kitabu’s-Sifa Topikler

Yazar: Ibni Sina

LITERA YAYINCILIK

Bu eser, Dogu Islam dunyasında, Kindi ve Farabi gibi buyuk filozofların eserlerini golgelemis ve sonraki ust duzey bilimsel ve felsefi calısmalara kaynaklık etmistir. Bu yuzden Ibn Sina felsefi ilimlerin gercek kurucusu ve sistemlestiricisi anlamında es-‘Seyhu’r-Reis’ unvanıyla anıla gelmistir.
Ayrıca Antik Felsefe mirası Filozofun kaleminde ozgun genisligine ulastırılarak Batı dunyasına aktarılmıstır. 12. yuzyıldan itibaren Ortacag Latin dunyasına tercume edilmeye baslanan bu kulliyat Sufficientia olarak tanınmıs ve yuzyıllar boyunca batı dunyasının felsefe ve dusunce hayatını etkilemistir. Nitekim Yeni Thomascı akımın buyuk dusunuru Etienne Gilson 1926 yılında Harvard Universitesi’nde toplanan VI. Milletlerarası Felsefe Kongresi’nde sundugu tebligde Sifa kulliyatı nesredilmeden ortacag Batı felsefesinin anlasılamayacagını iddia etmis ve es-Sifa’nın Latince cevirilerinin edisyon kritikli nesrinin geregine deginirken soyle demistir: ‘boyle bir calısmanın ilk cildinin nesredildigini gordugumuz zaman … “Tanrı’ya hamdederiz” diyebiliriz ancak henuz buna uzak olan bizlerin simdilik soyleyebilecegi tek (cumle) ‘insallah’tır’.
Henuz Ibn Sina hayattayken dogu dunyasında etkin olmaya baslayan Sifa kulliyatı filozofun olumunden yaklasık yuz elli yıl sonra Latinceye tercume edilmeye baslanmıs ve Batı dunyasına aktarılarak felsefe calısmalarının temelini teskil etmistir. Modern donemlere kadar Islam dunyasında bilim dili Arapca oldugundan bu kulliyatın cevrilmesine gerek duyulmamıstır. Modern donemlerde ise ulusal dillerin one cıkmasıyla bu buyuk kulliyatın bazı bolumleri Farsca, Fransızca ve Ingilizce gibi dillere cevrilmistir.

Bu kitap hakkında

Hind Altkıtası Dusunce ve Tefsir Ekolleri

Yazar: Prof. Dr. Abdulhamit Birısık

INSAN YAYINLARI

Hindistan’da ashab ve tabiun neslinden baslayan ihlaslı ve bereketli Islami teblig hareketi, gunumuze kadar devam edegelmistir. Turkiye’de az egitimli olanlar bir tarafa, universite mezunlarının, hatta aydınların bile ekserisi Hint alt kıtası muslumanları hakkında fazla bilgi sahibi olmadıkları gibi, "Dost ve kardes ulke" dedigimiz ve gercekten de oyle olan Pakistan’ın bile tarihi, cografi, siyasi ve kulturel durumu hakkında yeterli bilgi yoktur. Bu calısma, Turk aydınlarının ekserisi icin mechul olan Hint alt kıtasının zengin fikir dunyasına kapı aralamaktadır. Bu zenginlik, haliyle buyuk bir cesitliligi, birbirine zıt, ihtilaflı bir ortamı da icinde barındırmaktadır. Abdulhamit Birısık’ın birincil kaynaklara inerek sahilepriyle goruserek hazırladıgı bu eser farklılıkları gorebilmek adına da essiz bir atlas olma niteligindedir.

Bu kitap hakkında

Ihvan-ı Safa Risaleleri 2

Yazar: Komisyon

AYRINTI YAYINLARI

Ihvan-ı safa Risaleleri’nin bu cildinde degisik yonleriyle Cisimsel-Dogal Bilimler uzerinde durulmaktadır. Dogal bilimlerin kendi ilgi ve calısma alanları dahilinde oldugu ifade edilerek, bu bilimlerin temelini, madde, suret, hareket, zaman, mekan ve bunların birbiriyle iliskisinin olusturdugu hatırlatılmaktadır. Birinci risalede, bu bes temel unsur degisik acılardan ele alınmaktadır. Ikinci risale, “ahlakın olgunlastırılması konusunda sema ve alem” adını tasımaktadır. Burada, hava, ates, toprak ve su gibi kadim felsefede evreni olusturdugu dusunulen dort ana unsur (anasır-ı erba’a) uzerinde durulmaktadır. Burada insan ve evren arasında cok yonlu bir karsılastırma yapılarak evrenin insanın buyutulmus hali oldugu ileri surulmektedir. Ayrıca kurelerin olusumuna da genis yer verilir. “Olus ve bozulus” adını tasıyan ucuncu risalede, ay altı alemdeki dogal cisimler, bunların sayıları, duzenleri gibi konular ele alınır. Burada cennet ve cehennemin mahiyeti hakkında ilginc yaklasımlar sergilenir. Cennetin ruhlar alemi oldugu, cehennemin ise devamlı olus ve bozulusa ugrayan ay altı alemdeki cicimler alemi oldugu iddia edilir. Dorduncu risalede meteoroloji uzerinde durulmakta ve meteorolojik olaylar, ozellikle sıcaklık ve sogukluk degisik yonlerden ele alınmaktadır. Burada yagmurun gokteki bir denizden aktıgı seklindeki iddianın asılsızlıgı ortaya konulmaktadır. Maddenin olusumunu ele alan besinci risalede, maddeyi olusturan, tasarlayan ve bicimlendiren gucun Tanrı oldugu hatırlatılmaktadır. Altıncı risalede tabiatın mahiyeti uzerinde durulmaktadır. Tabiatın, kulli-feleki nefsin gucu oldugu ve bu gucun ay altı alemdeki butun cisimlere nufuz ettigi ifade edilmektedir. Gezegenlerin sınırları ayrı ayrı ele alınmaktadır. Bitkilere ayrılan yedinci risalenin amacı, bitki cinslerini, onların yaratılma ve gelisme niteliklerini gostermek, yine onların sekil, renk, tat ve koku acısından cesitli turlere ayrılmasının; yapraklarının, ciceklerinin, tohumlarının, cekirdeklerinin, buyumelerinin, koklerinin, dallarının ve govdelerinin farklı olmasının sebeplerini ortaya koymaktır. Sekizinci risale, dogal cisimlerden sayılan hayvanlar, hayvan turleri ve yaratılıs sekillerine tahsis edilmistir. Bu risalede, hayvanların yaratılıs sekli, olusum, gelisim ve buyumelerinin baslangıcı, cinslerinin miktarı, turleri, tabiatları, ozellikleri ve huy farklılıklarından bir kısmını anlatmak ve son hayvan mertebesinin ilk insan mertebesine ve son insan mertebesinin hava, felekler ve gok tabakaları sakinleri olan meleklerin ilk tabakasına bitisik oldugu uzerinde durulmaktadır. Burada insan ve hayvan arasındaki iliskiler anlatılırken neredeyse butun hayvanlar konusturularak ilginc fabıllara yer verilmektedir. Dokuzuncu risale, insan bedeninin olusum ve gelisim seruvenini ele almaktadır. Bu risalenin amacı, canlıların cinslerini, kac cesit olduklarını, gorunus ve tabiatlarının farklı farklı oluslarını acıklamaktır. Duyu ve duyum konusuna ayrılan onuncu risalede, duyu organları ve fonksiyonları uzerinde durulmakta, bilgi kaynakları ucle sınırlanarak bunların, bes duyu, akıl ve burhan yolu oldugu anlatılmaktadır. Ilk iki yolun butun insanlara, ucuncu yolun ise ozel insanlara ait oldugu belirtilmektedir. Spermin ana rahmine dusmesine ayrılan onbirinci risalede, yedi yıldızın nutfeye (sperm) ve cenine etkilerini adım adım, ay ay anlatılmaktadır. Insanın kucuk evren oldugu tezinin islendigi onikinci risalede, insandaki butun ozelliklerin evrende var oldugu iddia edilerek birebir karsılastırmalar yapılmaktadır.

Bu kitap hakkında

Farabi & Filozofların Babası

Yazar: Ali Kuzu

PAROLA YAYINLARI

Islam dunyasının en buyuk felsefecilerindendir. Fizikle de ugrasmıs, ses olayına acıklık getirmistir. Felsefedeki sohreti Aristo’ya yakındır. Bazı bilginler Aristo’yu, bazı bilginler FarabI’yi “dunyanın en buyuk filozofu” sayar. Asıl adı Ebu Nasr Muhammed bin Muhammed bin Tarhan bin Uzlug’dur. Turkistan’ın Farab sehrinde dunyaya gelen Farabi, ilkogrenimini memleketinde yaptı, Iran’da Farscayı, Bagdat’ta Arapcayı ogrendi. Daha sonra Latin ve Yunan dillerini kavradı. Devrinin en buyuk alimlerinden dersler aldı. Cok calıstı. Calıskanlıgıyla zekası birlesince Felsefe, Mantık, Matematik, Tıp ve Musiki alanında buyuk sohret buldu. Uzun zaman Bagdat’ta kalan Farabi, daha sonra Mısır’a gitti, 941’de de Halep’e geldi. Halep’teyken Hemdanogulları’ndan Seyfuddevle Ali adlı bir Turk beyi ile karsılastı. Onun sevgisini kazandı. Kendisine yuksek bir maas baglamak istediyse de kabul etmedi. Halep’te bulunan alimler onunla munazara etmek islemislerse de ustunlugunu gorunce ondan ders almaya basladılar. Farabi, Halep beyinin Sam’ı alması uzerine oraya yerlesti. Ve olumune kadar (950) orada kaldı.

Bu kitap hakkında

İbn Meymun Felsefesinde Tanrı

Yazar: Atilla Arkan

DEĞİŞİM YAYINLARI

Yahudi ilim geleneğinde "İki Musa arasında Musa b. Meymun’dan daha büyüğü gelmemiştir." deyişiyle anılan filozofumuz, hiç şüphesiz Orta Çağ Yahudi Felsefesi’nin en önemli isimlerinden birisidir. İbn. Meymun’un en dikkat çekici özelliklerinden biri, Kitab-ı Mukaddes üzerine yaptığı tefsirlerin yanı sıra, İslam kelamındaki tartışmaları aktif bir şekilde Yahudi Kelamına taşımasıdır. Yahudi dini hukuk geleneğine çığır açıcı katkılarda bulunan filozof, tıp ve astronomi alanında da önemli çalışmalar yapmıştır, ancak onun en önemli katkısı, kültürel anlamda İslam Felsefe Geleneğindeki Tanrı, iyilik-kötülük ve nübüvvet gibi konuları özgün tartışmalarıyla felsefi düşüncede devam ettirmesidir. Bu çalışma, İbn Meymun’un ışığında anlamayı hedeflemektedir.

Bu kitap hakkında