Mulk ve Hilafet & Tarih Felsefesi Acısından

Yazar: Prof. Dr. Sahin Ucar

SULE YAYINLARI

Islamiyet, dort halife cagından itibaren, tıpkı modern batı gibi, bir guc politikası ve yayılmacı siyaset uyguladı. Yine de, Muslumanların diger inancların mensuplarına oldukca buyuk bir tolerans gosterebildiklerini, dinlerinin geregi olarak, diger inancları tamamen yok etmek gibi bir politika gutmediklerini kaydetmemiz gerekir. Modern dunyada sayısız kutur bir arada yasayacak. Insanlar tek bir kultur icinde yasamak yerine, cok kulturlu bir dunyada yasamayı ogrenmek zorundalar. Cunku, sahip oldugumuz teknoloji ile cografi sınırlar ve milli sınırlar tamamen yok olmus bulunuyor ve diger kulturler dahi, butun kulturel vasıf, hadise ve gorunusleriyle birlikte, evimizdeki oturma odalarına kadar girmis bulunuyor. Hicbir kultur, bir daha asla, saf bir kultur olmayacak. Cok kulturlu bir dunyada yasayacak isek (ve medeniyetle birlikte onun en buyuk kurumlarından olan devlet dedigimiz sosyal organizasyon bicimi de yok olacaksa), boyle bir dunyada Muslumanlık’tan mulhem olarak sunabilecegimiz, alternatif hayat tarzı nedir

Bu kitap hakkında

Islam Siyaset Felsefesinde Sivil Itaatsizlik

Yazar: Prof. Dr. Mevlut Uyanık

OTORITE YAYINLARI

1500 yıllık Islam gelenegini, surekli olusan bir fenomen olarak gormemiz, tarihsel surecin her asamasını degerli kılmaktadır. Surekliligimizi koruyabilmemiz ise bu asamaların her birinin tetkiki sayesinde mumkun olacaktır. Tarihsel surekliligi kırdıgımız zaman "oteki" kavramların zihinlerimizi nasıl istila ettigini ve gorunusler dunyasını nasıl gercek"mis" gibi algılayıp, sozde sorunlarla ugrastıgımızı gormekteyiz. Gelenegimizdeki siyasi ve itikadi bir tavrın icsellestirilmesine yonelik modern bir okuma olan bu eser, mesruiyetini; "gunesin altında soylenmedik hicbir sey kalmayacaktır" ve "her siyasi-dini sistem soylemini ve bunun surekliligini koruyacaktır" onermelerinden almaktadır.
Bu kitap, yoneten ve yonetilen iliskilerinde farklı (bir) Islami siyasal tavır gelistirmenin tarihsel koklerini Hasan el-Basri’de aramaktadır. Zira o, "tek basına bir ummet" diye nitelendirilmektedir. Ve onun yasadıgı cag ise, "Islam Dusuncesinin Tesekkul Donemi" diye adlandırılmaktadır. Kurumsallasan ve birer siyasi/itikadi model haline gelen mezheplerin/akımların fikirleri bu donemde tomurcuklanmaya baslamıstır.

Bu kitap hakkında

Fahrettin Razi & Hayatı-Fikirleri-Eserleri

Yazar: Prof. Dr. Suleyman Uludag

HARF EGITIM YAYINCILIGI

"Ibn Sina niye yokı Nerede Gazali gorelimı

Hani Seyyid gibi Razi gibi uc bes alimı

En buyuk fazılınız bunların asarından, Belki on serhe bakıp bir kuru mana cıkaran."

-Mehmet Akif Ersoy-

"Gercekten vakit cok aziz, zaman pek degerlidir. Bu yuzden yemek yedigim icin ilimden uzak ve ayrı kaldıgım zamanlara vallahi uzuluyorum."

Fahrettin Razinin Vasiyetnamesinden.

Bu kitap hakkında

Batı Dusuncesinin Olusumunda Islam’ın Rolu

Yazar: Abdurrahman Bedevi

IZ YAYINCILIK

Ister insa, isterse yeniden-insa surecini yasıyor olsun, hic bir medeniyet oteki medeniyetlerin birikimine kayıtsız kalamaz. Hic bir medeniyetin olusum sureci kulturel cografyadan bagımsız bir boslukta, cagının sartlarına kayıtsız bir tutum icinde gerceklesmez. Dunya tarihcileri olsun, medeniyet tarihcileri olsun daima bu olgunun altını cizmislerdir. Nitekim Islam medeniyeti Akdeniz havzasında ciceklenirken bu sureci yasamıs, bilim ve felsefe gelenegini kurarken tevarus ettigi Helenistik birikimden alabildigine yararlanmıstı. Kısa suren bir ogrencilik donemi ardından yeryuzunun ogretmenleri olmayı basaran muslumanların, ortaya koydukları muhtesem birikimle yeni olusumlara gebe Avrupa’yı etkilememesi dusunulemezdi.
Unlu Mısırlı felsefeci Abdurrahman Bedevi bu kitabında Batı dusuncesinin olusumunda Islam medeniyetinin rolunu ortaya koyuyor. Yazarın sozunu ettigi etki alanları yalnızca bilim ve felsefeyle sınırlı degil. Islam tasavvuf ve edebiyatının oynadıgı rol de inceleme konusu yapılıyor.
Elinizdeki kitap Abdurrahman Bedevi’nin Turkce’de yayınlanan ilk eseri. Bu eserin sizlere telkin etmek istedigi ana fikir Avrupa’nın yeni bir dunyanın temellerini atarken muslumanlara neler borclu oldugudur. Bu ana fikri isleyen kitaplar okudunuz belki. Ancak Bedevi’nin cok dil bilmenin sagladıgı mukayese imkanı ve yazarın her iki kultur dunyasını kusatan derin bilgisi bu eseri digerlerinden belirli olcude farklı kılıyor.

Bu kitap hakkında

Goethe ve Islam (Ciltli)

Yazar: Katharina Mommsen

OTUKEN NESRIYAT

Elinizdeki eserde, Goethe’nin Islam dini, klasik Islam kulturu, Hz. Muhammed’in sahsiyeti, Kur’an-ı Kerim hulasa Islam tefekkuru, kulturu ve sanatı hakkındaki yorum ve dusunceleri uzerinde durulmaktadır. Profesor Mommsen, butun mesaisini Goethe’nin eserlerine harcamıs yegane Goethe uzmanı, daha dogrusu hakiki bir Goethe alimidir. Halen Kaliforniya’da yasayan ve ileri yasına ragmen Goethe ile ilgile fevkalade onemli eserler vermeye devam eden Mommsen, Goethe ve Islam baslıklı bu eserini onlarca yıl mesai harcayarak 2001 yılında nesretti. Sairler prensinin Yayınevimizin iftiharla nesrettigi Dogu Batı Divanı’ndan sonra onun Islam dini ve kulturuu hakkındaki fikir ve kanaatini yetkin bir kalemden okumak ve Goethe’yi bu derinligiyle yeniden kesfetmek bir imtiyaz olsa gerektir.

Bu kitap hakkında

Islam Felsefesi: Giris

Yazar: Oliver Leaman

HECE YAYINLARI

Islam Felsefesi dunyada oncu felsefelerden birini temsil etmis olmasına ragmen, ancak son zamanlarda Musluman olmayan duınyada hak ettigi ilgiyi gormeye baslamıstır. Bu onemli metin, kurulusundan gunumuze kadar bu gelenek icinde olusan belli baslı hareketlere, dusunurlere ve kavramlara oz ve okunabilir bir giris niteligindedir.

Islam daha baslangıcında dini ve politik bir hareket olarak gelisti, Musluman dusunurler, felsefi kavramları kullanarak, inancların teorik boyutunu anlamak icin gayret sarf ettiler. Leaman eserinde bunun tarihini oz bicimde ortaya koymakta ve Islam felsefesinin Islam ile yakın bir iliski icinde olmasına ragmen, bicim itibariyle ozde belli bir dine baglanamayacagını ve basat kavramlarının ve delillerinin genel anlamda felsefi bir onemi haiz oldugunu gostermektedir. Yazar cok sayıda modern orneklerden hareketle felsefe icinde gelisen Islam dusuncesinin onemini acıklıyor. Leaman burada Islam felsefesi icersinde uc temel akımı -Messailik, Israkilik ve Sufizm- mukayeseli olarak anlatmakta ve Arap gelenegi kadar Iran gelenegini de incelemektedir. Okuyucunun disiplin hakkında dengeli bir gorus olusturmasını saglamak icin, eserde Islam felsefesinin epistemoloji, ontoloji, siyaset, etik, dil felsefesi gibi anahtar boyutlarına genis yer verilmistir

Bu kitap hakkında

Cagdas Islam Bilimine Giris

Yazar: FECR YAYINEVI

“Dogu Medeniyeti” ve “Batı Medeniyeti” ayırımından hareketle, cografya merkezli “Dogu Bilimi” veya “Batı Bilimi” diye bir tanımlamanın imkanı var mıdırı Ya da din, kultur, ırk veya medeniyet merkezli, bir “Hıristiyan Bilimi”, “Islam Bilimi”, “Cin bilimi” tanımlaması ne kadar tutarlıdırı Cevap(lar)ı aramak icin oncelikle bilgi-deger iliskisinin nasıl kurulduguna bakmak gerekir. Bunun icin de, kendi basına bagımsız bir gercekligin olup olmadıgı, gercegin belirli paradigmalarla yorumlanmıs bir veri olarak arastırmacının ilgisine girdiginin, dolayısıyla gercekligin izafi bir deger olup olmadıgının arastırılması gerekmektedir. Artık insanların ne yaptıgı, ne ve nasıl dusundugu arasında ayırıma gidilmesi; yetistigimiz kulturun unsurlarının kavramsal bir tahlile tabii tutulması, bilissel unsurlarının neler oldugunun bilinmesi, bilgi-deger iliskisinin tespitinde buyuk onem arz etmektedir.

“Etkinlik olarak bilim” tasavvuruna gore; bilim, bir sosyal yapı, geleneksel bir etkinlik olup, belirli bir toplumsal ortamda epistemoloji, felsefe, ideoloji ve dine ait konuların bir yansımasıdır. Dolayısıyla “Bilim, salt gercege ulasmak amacıyla her turlu toplumsal degerden uzak, nesnel bir sorgulamadır!” seklindeki degerlendirmenin tutarlılıgı yoktur. Bu acıdan bilgi iletisimi yoluyla baglantıları olan kisilerin olusturdugu “birlik”ler ve bunlara ait bilimsel topluluk(lar) vardır.

Bu da Bilim ve Felsefe iliskisini gundeme getirir: Hem bilim, hem de felsefe, sorgulayıcı ve refleksif bir tutumun urunudur, her ikisinde bir hakikat tutkusu vardır. Bilim, dikkatini sınırlı bir bilgi alanı uzerinde odaklastırır, dunyanın belirli yonlerini tanımlamaya calısır. Bunun icin ondeyilerde bulunur, deneyler yapar. Bunların sonucunda olgulara iliskin gozlemlere uyumlu ve onları acıklayan kuramlar ileri surer. Felsefe ise, bir bakıs acısını zenginlestirmek ya da desteklemek icin bilimin tanımlayıcı malzemelerini ve teorilerini kullanır. Bilimin varsayımları hakkında kusku ve itirazlar ortaya atarak, var olanların temelde yatan dogası, anlamı ve ideal imkanları hakkında surekli olarak sorular sorarak daha ileri gider.

Bu kitap hakkında

Ibn Sina Kitabu’s Sifa: Fizik 2

Yazar: Ibni Sina

LITERA YAYINCILIK

Buyuk Turk-Islam filozofu Ibn Sina’nın ‘simau’t-tabii’ yani ‘dogayı dinlemek’ veya ‘doga bilimi uzerine konusmalar’ anlamını tasıyan Fizik baslıklı bu eseri, es-Sifa isimli felsefe ve bilimler ansiklopedisinin doga bilimleri alanındaki ilk ve en onemli kitabıdır.

Bu kitap hakkında

Gazali Muhafazakar ve Modern

Yazar: Yasar Aydınlı

EMIN YAYINLARI

Akla ve insanın hurriyeti fikrine karsı geleneksel Esari tepkiye katılmıs ve onu belli olculerde tekrarlamıs olmasına ragmen, hic suphesiz Gazali klasik bir muhafazakar degildir. Onun sisteminde, neredeyse tamamı teolojik amaclı olmasına ragmen, yeni olana karsı bir yonelis de bulunmaktadır. Bu yonelis, gerci, kasıtlı ve planlıdır ama gercekten ciddi ve ayakları yere basan bir yonelistir. Gazali’nin, teolog olarak yabancı ve zararlı gorulen fikir akımları ve toplumsal hareketlerle ilgilenis tarzı, buyuk olcude yenidir. Onun temel amacı, sonucta ehli sunnet inancını savunmaktır. Ama onun savunması bir fakihin ya da klasik bir kelamcının el yordamıyla yapılmıs savunması degil, felsefeyle yakın tanısıklıgı olan birinin savunmasıdır.

Bu kitap hakkında